2010/11/07

Let It Flow: "karanlık hayatların başucu günlüğü"



Önce "The Momentary Touches To The Depths" ile dikkatimizi çektiler ama asıl saldırıyı "Meanings" ile yaptılar. Ruhumuz, hislerimiz allak bullak oldu. Kendimizi toparladığımızda fark ettik ki uzun süredir LIF cephesinden yeni bir saldırı olmamış. Biz de kendilerine ulaştık. Şimdiden kendinizi toparlamaya, hayata daha umutlu ve pozitif bakmaya başlayın, haberler bizim için kötü. Çünkü Let It Flow yeni albüm çalışmalarında ve bu röportaj da bir kez daha sarsılacağımızın ilk habercisi.

Röportaj: Serkan Uğur



Sizi dinlemeye yeni başlayacaklar için, Let It Flow kimdir? Ne yapar? Şarkılarında neleri anlatır? Grubun adı nereden gelmekte?

Let It Flow, hayatla haşır neşir oldukça dibimize çöken ağır tortuyu hafifletme çabasından doğan bir oluşumdur. Şu ana kadar, bilincimizin kuytularında yatanı, ifade edilmesi güç olanı, korkutan ve acı vereni, kısacası derinlerde kalmış bulanık çağrışımları anlatan iki albüm çalışması oldu. Ve bu çalışmalara başladığımızdan beri yaşadığımız şeylerin ya da yaşayamadığımız şeylerin mütevazi, içten, samimi bir yansımasıdır diyebiliriz Let It Flow için. Grubun adı ise, tüm bu derinlerde kalmış bulanık yolları yürürken, ürettiklerimizle hissettiklerimizin saflığına ve kalbine yol almamızdan gelmektedir diyebiliriz.


Let It Flow şu sıralar neler yapmakta? Uzun sessizliğin cızırtıları neler?

2008 çıkışlı "Meanings"den bu yana yaşamın rutin dertleriyle muhattap olmaktan sebeple uzayan bir aradan sonra yeni bir albüm projesini üzerinde çalışmaktayız. Yeni grup üyelerinin getirdiği enerjiyle birlikte pek hoş cızırtılar gelmekte bu uzun sessizliğin ardından. En kısa zamanda sessizliğimizi yeni bir albüm ile bozup sevenlerimiz ile yaşadıklarımızı ve hissettiklerimizi yeniden paylaşmayı planlıyoruz.


Çeşitli çevrelerce Katatonia, Anathema vb grupların müziklerine yakın bir müzik yaptığınız ve özgün bir grup olmadığınız söylenmekte. Bu sizi rahatsız ediyor mu?

İnsanların herhangi yeni bir şeyi, daha önceki tecrübeleriyle kıyaslaması, benzetmeye çalışması gayet doğal bir dürtüdür. Bu, algılamayı ve hazmetmeyi kolaylaştırır. Bizim de yaptğımız müzik ile birçok gruba benzetilmemiz bunun sonucudur diye düşünüyoruz. Sonuç olarak müziğimizdeki avrupa merkezli grupların ve sanatçıların etkisi yadsınamaz. Bu etkilenimden de rahatsızlık duymak bir yana, hoşnut durumdayız. Bizi rahatsız edense bu etkilenimin bir elin parmağını geçmeyecek sayıda gruba indirgenip, hakkımızda bizce olumsuz bir kanı oluşturuluyor olması. Pek çok farklı müzik tarzına ait pek çok isimden esinlenerek ortaya özgün birşeyler koyabildiğimize inanıyoruz. Kaldı ki her iki albümümüzde de üslup olarak birbirinden oldukça uzakta duran, yine de kendine has bir anlatım sayesinde bütünlük içinde dinlenilebilen parçalar mevcut. Sanırsak Let It Flow'un esas özgünlüğü burada yatıyor.


Grupta kadro değişiklikleri yaşandı ve Let It Flow'un sürekli yaşadığı bir süreç olarak bu durum karşımıza çıkmakta. Bu değişiklikler neden oldu ve artık son kadro bu diyebilir miyiz?

Bu değişikliklerin en büyük nedeni, ülkemizde yaptığımız müziğe yönelik profesyonel bir sektörün henüz oluşmamış olması. Bunun doğal sonucu olarak müzik yaşantısındaki çok önemli bir itici etkenden yoksun kalmaktayız ve bu da uzun soluklu grup ilişkilerini derinden etkiliyor. Yaşadığımız koşullarda hiçbir şey için kesin konuşmak ne yazık ki mümkün değil; fakat tüm bunlar iyimser olmadığımız anlamına gelmiyor. Hayatlarımızı yönlendiren makine bize yağlı kucağını açtıkça içimizdekileri kusup çıkarma isteğimiz de o denli büyüyor, ki bu da endişe verici olduğu kadar tetikleyici de bizim açımızdan. Bütün bunlar ve daha sayamadığımız bir çok ayrıntı da işin içinde olunca, son kadro ya da herhangi bir kadro değil bizim için önemli olan, Let It Flow ruhunun ne kadar yaşadığı ve gücümüzün, ruhumuzun elverdiği kadar sürerliği denilebilir. Şu anki kadro uyum ve yeterlilik açısından gayet iyi durumda. Sadece müzik olmamak üzere, aramızdaki dostluk, saygı ve güven duygusu bizi bir aile yapıyor. Ve eğer çok ekstrem durumlar oluşmazsa bunun (Özgün Akay, Aykan Özmen, Can Güneş Danacı, Can Uzer) son kadro olduğunu söyleyebiliriz.


2008'e dönelim. "Meanings"in raflarda yerini almasını beklerken internetten paylaşıma açıldığını gördük (halen de albüm Hammer'ın online mağazasında yer almıyor) . Bu konu hakkında açıklamanızı yapmıştınız ancak sonrasında neler oldu? Mesela yeni bir albüm için yeni bir şirket var mı?

Evet bu konu hakkında açıklamamızı Let It Flow severleri ile paylaşmıştık. Onların tepkileri, destekleri ve gösterdikleri sevgi bizleri inanılmaz bir şekilde motive ve mutlu etti. Bu yolda sarfettiğimiz tüm emeklerin karşılığında aldığımız bütün reaksiyonlar gücümüze güç katıyor. Hepsine tekrar teşekkürlerimizi sunuyoruz.
"Meanings"in sonrasında Hammer Müzik ile olan sözleşmemizi karşılıklı olarak bitirdik. Şu sıralar ise yeni albüm için henüz belirlenmiş bir isim yok, tabii ki bu yöndeki arayışlarımız sürüyor.


İlk iki albümdeki süreci düşünürsek, yeni şarkılarda da bir öncekilerden farklı şeyler olacak mı? Tarzda değişim, Türkçe şarkı veya bir düet?


Değişim olmak zorunda, çünkü biz değişiyoruz, gelişiyoruz. Müziğimizi her bir adımımızda ileri taşımaya çalışıyoruz. Bu değişim kimilerine can sıkıcı, kimilerineyse ilham verici gelebilir. Bizim içinse bu gelişim demek. Yeni çalışmamız hakkında bazı somut tüyolar vermek gerekirse, bu sefer Let It Flow dinleyicilerini daha yalın ve doğrudan bir anlatım bekliyor. Daha heyecan verici olan gelişme ise Türkçe'nin repertuarımıza girmesi olacak. Bunların dışında önceki albümlerimizde de olduğu gibi Let It Flow'un karanlık ve melankolik tınılarını bolca duyacaksınız.


Düet demişken, kimlerle çalışmayı isterdiniz? Yerli - yabancı?

Sanırım bu soruya tüm grup üyeleri farklı ve yüzlerce cevap verebilir. Fakat hepimizin aklına gelen ilk isimler herhalde şöyle olurdu; David Gilmour, Mikael Akerfeldt, Ane Brun, Eva Cassidy, Yasemin Mori, Nazan Öncel, Myles Richard Kennedy, Greg Lake, Jonas Renkse, Stein Roger Sordal.. Bu listeyi herhalde bitiremeyiz.


"Meanings"in tanıtım konseri sadece İzmir'de yapıldı ancak konserin tanıtımında bir sorun var mıydı? Çünkü birçok kişi bu konseri sonradan öğrendi ve internette görüğümüz fotoğraflar bize fikir verdi. Konser sizin için nasıldı? üzerinde uzun süre geçti ama yine de sormalıyım, konsere dair videolar yayımlanacak mı?

Aslına bakarsanız konserin tanıtımı hem internet üzerinden hem de İzmir sokaklarında görsel afişlerle desteklendi. Tanıtımda bir sorun olduğunu sanmıyorum. Sanırım seçilen zaman insanların yoğun bir zamanına denk geldi. Konser ise her zamanki gibi inanılmaz ve nefes kesiciydi. Seyircinin sıcaklığı, samiyeti, şarkılara eşlik edişi tek kelime ile harikaydı. Çok güzel ve keyifli bir gün geçirdiğimizi söyleyebilirim.


İzmirli olmanın artı ve eksileri neler?

Bu ne açıdan sorduğunuza göre değişir elbette. Fakat dışardan bakan birisi için şunu söyleyebilirim, İzmirli olmak bir artıdır öncelikle. Çünkü simite gevrek, çamaşır suyuna klorak, mısıra darı, çekirdeğe çiğdem diyebilirsiniz :) Şaka bir yana, İzmir gerçekten bir müzisyen için harika bir yer. Şehrin enerjisi, dinginliği, görselliği, yalınlığı ve özgürlüğü insanın iç benliği ile düşünceleri, hissettikleri arasında mükemmel bir köprü kuruyor. Bu da hayal gücünüzdeki kapıları ardına kadar açmakta size yardımcı oluyor. Bu bağlamda bir çok artı yanı olduğunu düşünüyorum İzmir'in. Bunun yanında İzmir' in diğer büyük şehirler yanında müzik piyasası olarak fazla tanınmamış olması, müziğimizin insanlara ulaşamamasına yol açıyor olabilir. Hatta profesyonel olarak bu işin içinde olan gruplar, müzisyenler ve organizatörler olsun bir çoğunun hala Let It Flow' u hiç duymamış ve dinlememiş olduklarını görüp, üzülüyoruz. Ancak grupla bir şekilde tanışanların da İzmir' den bu tarz bir iş çıkmasına şaşırdıklarını görüyoruz.


Sektörü elinde tutan İstanbul'a bakışınız nedir? Genel anlamdaki müzik piyasası için düşünceleriniz neler?

İstanbul bir çok yönüyle diğer şehirlere göre daha çok olanak sağlıyor. Haliyle müzik sektörünün büyük bir bölümünün orada olması kaçınılmaz. Günümüzde grupların da isimlerini duyurmak için İstanbul'da kendilerini duyurmaları gerektiği kanısı hakim. Hatta bunun için İstanbul'a taşınanlar bile var. Tabii ki bu bir avantaj, ancak riskler de taşıyor. Biz de elimizden geldiğince buradan sesimizi duyurmaya çalışıyoruz. Bu arada Ankara' yı da atlamamak lazım. Çünkü gerçekten son zamanlarda gerek dinleyicisi, organizasyonları ve dinleyicisiyle olsun çok iyi bir çıkış yaptığını düşünüyoruz. Bizim için her şehir değerli ve hepsinin de kendine has özellikleriyle yoğrulmuş bir anlayışı ve saygı duyulması gereken müzisyenleri ve müzikseverleri var. Umarız daha çok konser ve organizasyonda yer alarak hem bizleri dinleyen ve destekleyen hem de bizi henüz duymamış insanlara ulaşabiliriz. Bu süre içinde biz sevdiğimiz işi yapmaya devam edeceğiz.


Let It Flow neler dinler? Sevdiği Türk grubu var mıdır, kimler?

Saymakla bitmez herhalde ama resmi sitemizde bu soruya dair cevapları bulabilirsiniz.


Peki "biz Let It Flow'un konserine gitmek istiyoruz, nerede bu konser" diyenlere nasıl bir cevap verebiliriz?

Bize ulaşan ve anlaşma sağlayabildiğimiz her organizasyonda yer almaya çalışıyoruz. Ama şu sıralar hem 3. albüm çalışması hem de organizasyonların çok sık olamaması sebebiyle yakın zamanda herhangi bir konser görünmüyor. Gelişmeler ve etkinlik tarihlerimize resmi sitemiz ve MySpace adresimizden rahatlıkla ulaşabilirsiniz.


Let It Flow'un müziğini tek cümle ile tanımlayın desek?

Karanlık hayatların başucu günlüğü.


Son olarak eklemek istedikleriniz?

Let It Flow ailesi olarak sevenlerimize sevgi ve saygılarımızı gönderiyoruz. Röportaj için teşekkürler. Bir kulağanız bizde olsun.




2010/05/10

Murder King: "bize katılmak zorundasın, başka şansın yok"



"İstanbul'un sahne yıkan grubu kim" desek en popüler cevap sanırız ki Murder King olacaktır. Barlarda bu kadar sert ve kaliteli işlere imza atan grubun artık cover yapmanın dışında başka eylemleri olduğunu öğrendik. Murder King adına grubun davulcusu Onur Akça'ya bulaştık.

Röportaj: Serkan Uğur



Her biri kariyerli müzisyenlerden oluşan bir cover grubu olan Murder King'i daha iyi nasıl tanımlayabiliriz? Murder King nedir?

Murder King aslında Türk rock / metal camiasında oldukça tanınan 4 müzisyenden oluşmakta. Her biri teker teker enstrümanlarına hakim ve son derece önemli projelerde yer almış başarılı müzisyenler. Önceleri çok sevdiği parçaları ‘cover’ lama amaçlı işe koyulmuş, daha sonra da kendi besteleri üzerine yoğunlaşmış bir grup. Neden kendi bestelerine yoğunlaştı derseniz, zaten gruptaki müzisyenlerin kendi bestelerini icra ettikleri projeleri (birkaç tane birden) vardı. Fakat daha fazla bar grubu olarak başkalarının parçalarını çalmak istemedik. Yine başka grupların parçalarını çalacağız ama kendi bestelerimizin arasında.


Gerçekten metal müzik sevenleri çokça tatmin edebilecek bir repertuarınız var. Şarkı seçimlerinizde nelere dikkat ediyorsunuz?

Evet genelde dinleyicilerimiz / izleyicilerimiz çaldıklarımızdan çok memnun. Ama başlarken öncelikli olan ‘çalınmayanları’ çalmaktı. Tabi ki bunların yanında bizim de sevdiğimiz klasikleşmiş rock parçalarını icra etmek de vardı. Ama sanırım Murder King; Lamb of God, Killswitch Engage, Slipknot, Ektomorf ve Dimmu Borgir gibi extrem grupları (en azından barda çalınması extrem) çalan ilk gruptur. Sonrasında bu gazı alıp da repertuarına bu grupları ve nicelerini ekleyen çok grup olmuştur. Seçimlerimiz ise hep sevdiğimiz şarkıları çalmak ile ilgiliydi aslında. Manowar çalmayız mesela. Annihilator - All For You da bizim zar zor dinleyiciye kabul ettirip çaldığımız bir parçadır. Hatta bununla ilgili şöyle bir anımız da var; bir gün bu şarkıyı çalarken öyle bir katılım olmuştu ki, şarkı bitince Özgür: ‘kamera olsaydı ve çekebilseydik Annihilator gelecek ay konsere gelirdi’ dedi =o))


'Kibir', 'Aşk' ve 'Kadınım' gibi popüler ve metale uzak şarkıları kendi yorumunuzla bambaşka bir güzelliğe büründürmüşsünüz. (Favorim 'Kibir'). Peki Murder King bu eylemlerine devam edecek mi? Belki bir EP veya albüm olarak?

Evet, zaten ‘kendi şarkılarımız’ı yapma fikri aslında o şarkıların aranjesi ile beraber oldu. Aslında ilk fikir pop şarkılarından oluşan bir ‘cover’ albümdü, sonuçta ‘cover’ grubuyduk. İnsanlar dinlediklerinde ‘söz yazın değiştirin yeni şarkı yapın’ diyorlardı. Yeni, yepyeni şarkılardan oluşan bir EP çok kısa zaman içerisinde (1-2 hafta) yayınlayacağız. Sanırım yaz sonu da albüm raflarda olacaktır.


Sadece cover çalmanıza rağmen İstanbul ve diğer illerdeki konserlerinizde kalabalığa çalıyorsunuz. Sizce bu ilginin ve başarının sebepleri neler?

Rock / metal dinleyicisi bizi diğer gruplardan da tanıyor sonuçta ve Murder King'den de haberdarlar. Beklenmedik kalabalıklara çaldık. Bunlardan biri Kıbrıs mesela, diğeri İzmir. Sanırım başarılı bir sahnemiz var ve iyi çaldığımızı düşünüyorum. Bireysel olarak da başarılı müzisyenlerden oluşan bir grubuz. Sonuçta herhangi bir konserimize geldiğinde Fırat solo çalarken ağzının suyu akan genç gitarcıları çok rahat seçebilirsin sahne önünde =o) Bir de şanımız almış yürümüş 4 saat aralıksız metal diye =o)


Çalmaktan en çok hoşlandığınız şarkılar neler? "Yani şu şarkı gelse de ..." diye bekledikleriniz?

Vallahi zor soru =o) Ben Annihilator - All For You, Slipknot - Before I Forget, Lamb of God - Redneck, N.Y.G.S.T.D.F, Death, Dimmu Borgir ve Sepultura şarkılarını baya severek çalıyorum. Dediğim gibi çok da ayırt etmiyoruz aslında. Slayer ve Katatonia, In Flames, Soulfly... Çok var ya =o)


Peki sahnede Murder King'den beste duyacak mıyız?

Tabi, pişiyor çok az kaldı dedim ya.


Seni birçok gruptan da tanıyoruz (Blacktooth, Catafalque gibi). Bu sorum senden yola çıkarak diğer grup üyelerinin de cevaplarını merak ettiğim bir soru olacak. Blacktooth yurtdışında (benim bildiğim) çok önemli iki festivalde çaldı. Bir Türk grubu için büyük başarı olan bu performanslar basında hak ettiği yeri ve değeri bulamadı. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu konu çok derin aslında. Elbette metal müziğin ülkemizde hak ettiği yeri bulamadığında hemfikiriz?! Ben Blacktooth ile çalarken çok fazla olumlu eleştiri, tebrik ve iyi dilek dolu mesaj alıyordum. Ama çaldın geldin ne oldu? Fiyatını arttıramıyorsun, her festivalde çalamıyorsun. Sanırım bu çok sevdiğimiz toprakları sadece bu müziği daha iyi şartlarda icra edebilmek için terk etmekten başka bir ihtimal kalmıyor. Öğlen gömlek, kravat; akşam kamuflaj şort, ‘board’ ayakkabısı giyerek kendimizi kandırmış oluyoruz. Bu adamların müzikle beslenmesi, yatıp kalkması lazım. Ben gerçi sadece müzik yaparak para kazanıyorum, işim bu. Ama eminim tüm Türk metal grupları ve elemanları turne otobüslerinde uyumak ve her yerde çalmak istiyordur. Ama dost kötü söyler. Türkiye’de bunlar olmaz, olmayacaktır da. Keşke ülkemizde de metal müzik bir endüstri olabilse. Hayko, Şebnem, Duman kadar bütün gruplar her yerde çalıp 1000’lere hitap edebilse. Bütün gruplar derken, kaliteli müzik yapan, iyi çalan, iyi sahnesi olan grupları kastediyorum.


Sektörü elinde tutan İstanbul'a bakışınız nedir? Genel anlamdaki müzik piyasası için düşünceleriniz neler?

İstanbul bu açıdan çok şanslı. Her sene çok güzel gruplar geliyor şehrimize (Ankara’lıyım bu arada). Ama bir yandan da haftada 8-10 tane yerli projenin sahne aldığı bir şehir ve hepsini takip edemeyebiliyorsunuz. Bu açıdan, hele ekonomik krizin göbeğindeyken bu çok da hayırlı bir durum değil. Yeri geliyor çok yakın arkadaşlarımın konserlerinden haberim olmuyor, ya da işim oluyor gidemiyorum. Bazen bu yoğunluk o kadar yorucu oluyor ki kendi grubumun konserine gitmek bile gözümde büyüyebiliyor =o)


Peki Türkiye'deki kavram karmaşaları desek? Metal müziğe emek veren isimler olarak sizce de metal olmayan birçok isim farklı lanse edilmiyor mu? Sanırım bir yerde file çorabı kola takarak gotik metalci olunmuyor gibi birşey söylemişsiniz. :)

Türkiye’de metal müziğe gelene kadar daha nelerin kavram karmaşası kurbanı olduğunu tartışmaya başlarsak, işin içinden hiç çıkamayız. O yüzden soruya cevap vereyim =o) Metal değil ama Türkiye de bir ‘rock’ ‘rocker’ furyası var. Ama bizim niye haberimiz yok anlamadım =o) Metal müzik biraz daha kulvar dışı sanki. Diyorum ama bir yandan da yaklaşan büyük festivaller var. Basın (ve kimi marka konser / festival organizasyonları) rock / metal endüstrisine sırtını çevirmişken hayal bile edemeyeceğimiz gruplar geldi, geliyor da. Herkes biliyor kimin ne kadar emek verdiğini. Ben uzun zamandan beri veriyorum bu emeği. Özgür Özkan gibi bir adamla çalışıyorum metal ansiklopedisi gibi..


Diğer projelerinizden ufak tüyolar alsak? (Catafalque, Soul Sacrifice, Blacktooth vb.)

Soul Sacrifice ikinci albümünü bitirmek üzere. Yılan hikayesine dönen bir kayıt sürecimiz var maalesef. Catafalque'ın ise şu an konser için kapıları açık. Yeni bir albüm henüz görünmüyor. Daha çok Özge ile alakalı çalışmalar var. Sweden Rock Festival’dan çağırıldı Özge. Hem de Cuma günü Headliner’ ı olarak. Fakat Özge ve Arın evlilik arifesindeler ve sponsor bulamadığımız için bu daveti değerlendirmek sanırım gelecek yıla kaldı. Bilmiyorum biliyor musunuz ama ben Blacktooth elemanı değilim uzun zamandır.


Ümitli olduğun veya beğendiğin yerli gruplar kimler?

Ümitli olduğum diyemem ama başarılı bulduğum gruplar var, beğenerek dinleyip izliyor ve takip ediyorum. Affliction’ın büyük fanıyım mesela. Carnophage var, Definitive var gitarcımız Fırat’ın grubu, Pickpocket, Kaçak, tabi ki Kurban ve Ünlü. Aama beğenmediğin dersen liste kabarık =o))


Murder King'in müzikal anlamdaki hedef ve hayalleri neler?

Öncelik maxi-single ve arkasından yayınlamayı düşündüğümüz Türkçe albümde. Tabi ki festivallerde, güzel organizasyonlarda yer alıp şehir şehir dolaşmak da hedefler arasında. Hayallerle pek işimiz olmaz. Zaten çoğu zamanında oldu bitti, şimdi üzerine koymak var =o)


Müzik dışında kim nelerle uğraşıyor?

Benim tüm işim müzikle; davul dersi veriyorum. Bir okulda yaklaşık 5 yıl oldu öğretmenliğe başlayalı. ‘Sound engineering’ üzerine çalışmalar yapıyorum. Bilgi Üniversitesi’nde kayıt ve ses teknolojileri, orkestrasyon, 5.1 mix, post production ile ilgileniyorum, aynı zamanda turizm mezunuyum. Özhan’la aynı okuldayız, o da aranjörlük ve prodüktörlük üzerine çalışmalar yapıyor. Ayşe Saran, Özlem Tekin gibi isimlerle çalıştı, Murder’ın aranjelerinin büyük bir kısmında imzası var. Fırat’ın ne yaptığı belli değil vallahi =o) Şaka bir yana o da jeoloji mühendisliğini, mesleği yapamayacağını; bırak mesleği okulu bitiremeyeceğini anlayınca okulu bıraktı, şimdi tekrar sınavlara girdi. Köpek eğitmenliği yapıyor. Bir yandan da gitar dersleri veriyor. Özgür endüstri mühendisi fakat güzel bir mesleği olmasına rağmen o da rock / metal müziğe gönlünü kaptıranlardan. Müzik dışında başka bir iş yapmıyor.


Murder King'den bir video veya bir albüm müjdesini ne zaman alabiliriz?

Çok yakında hepsi gelecek,çok az kaldı.


Yurtiçi ve yurtdışından kimlerle sahne almayı isterdiniz?

Sanırım çaldığımız festivallerde sevdiğimiz çoğu grupla sahne aldık. Lamb of God'ı isterdim ama artık Blacktooth elemanı değilim. Kısmet başka festivale. Ben aynı festivalde aynı yabancı gruplarla birkaç kez sahneyi paylaşma fırsatı buldum. Testament, In Flames (2), Paradise Lost, Amon Amarth, Rotting Christ, Katatonia, Lordi, Slayer. Hatırlayamadığım vardır 3-4 tane. Boyum mu uzadı peki, hayır =o)))


Sizi izlemek isteyenler nerelere gelmeli? İnternetten nasıl takip edebilirler?
Bütün grup elemanları olarak oldukça aktif bir şekilde Facebook ve MySpace kullanıyoruz. Oralarda grupla alakalı gelişmeleri, haberleri takip etme şansı bulabilir bizi merak edenler ya da haber almak isteyenler. İsim soyadlarımızı yazarak ya da Murder King Facebook sayfasını bularak ulaşabilirler.



Yaz yaklaşıyor. İnanılmaz line-uplara sahip festivaller kapıda. Murder King bu festivaller hakkında ne düşünüyor?

Festivaller ve isimler çok ciddi ve heyecan verici. Bazılarında sahne alma şansımız olacak, haber bekliyoruz. Çünkü insanlar hala bizi ‘cover’ grubu olarak tanıyor.


Hangi festivallerde Murder King'i izleyebileceğiz?

Henüz net değil. Heyecan yaratmayayım =o))


Murder King'in müziğini tek cümle ile tanımlayın desek?

’Bize katılmak zorundasın,başka şansın yok’ bu hiç şaşmadı, her gittiğimiz yeri şuan yeniden yapıyorlar =o))


Son olarak eklemek istedikleriniz?

Murder King çok yakında video klibi, maxi-single'ı, ardından albümü ve konserleriyle rock / metal dinleyicisinin karşısında olacak. Biz çok heyecanlıyız, bakalım dinleyiciler nasıl değerlendirecek. Çok teşekkür ederiz..


http://www.myspace.com/murderkingtr

http://www.myspace.com/murderkinginfo

http://www.facebook.com/pages/Murder-King/85688487361

2010/04/11

PuncH: "cesur ve hisli müzik"


Yine İzmir'deyiz. Kurulduğu ilk günden beri yapmak istediği müziği yapan, bundan taviz vermeyen İzmir'in en köklü gruplarından PuncH'ın vokalisti Burak Çakaloz karşımızdaydı. Onu sorularımızla biraz sıkıştırdık.

Röportaj: Serkan Uğur


"PuncH ne zaman kuruldu" gibi sıkıcı sorularla başlamak istemiyorum. Yine de sizinle yeni tanışacaklar için başlangıçtan bu yana PuncH'ın evrelerinden bahsedebilir misiniz?

1997'de ben, (eski) davulcumuz Soner Süelkar ve 3 arkadaşımız daha KUNDUZ grubunu kurduk ve 1998'de İzmir Alsancak'ta ve üniversite konserlerinde çaldık. 1999'da da PuncH'ı oluşturduk. Gitarda Ömer Kapancıoğulları ve bas gitarda Dağhan Teoman bize katıldı. Aynı kadro ile bugünlere kadar geldik. Tabi arada bazı arkadaşlar da yokluklarımızı doldurdu.


Grupta kadro değişiklikleri yaşandı sanırım?

Sadece zorunlu durumlarda. Mesela 2002-2003 arası ben askerde olduğum için arkadaşımız Evren Uysal (Foma) bir süreliğine yerimi almıştı. Ömer askerdeyken de
(gitarist olarak) Emre Yıldırım ile çalıştık. Son olarak davulcumuz Soner askerden geldikten sonra İstanbul'a yerleşti ve eski arkadaşlarımızdan Göksu Aydınhan (Jack Daniels) (davulcu olarak) bize katıldı.


İzmir'in en köklü gruplarından birisiniz. Eski çaldıklarınızla yeni çaldıklarınız arasında tarz farkı gözümüze çarptı. Bunun sebebi nedir?

PuncH'ı kurduğumuz günden beri sevdiğimiz ve ilgi duyduğumuz ekollerin örneklerini çalmaya özen gösterdik. Son 3-4 yıldır da ilgimizi çeken farklı tarzları dinlememiz ve beğenmemiz sound ve repertuar olarak tabi ki PuncH'ı da etkiledi.


"2007 Jack Daniels Rock Music Yarışması"nda 3. lük ödülü almıştınız. Bundan biraz bahseder misiniz?

Tamamen şans eseri katıldığımız bir yarışmaydı. :) 2005 Rock'n Coke'ta Jack Daniels promosyon ofisinde takılırken herkesden e-mail falan alıyolardı. Ben de e-mailimi vermiştim :) Sonbaharda da bana telefon ettiler ve yarışmadan bahsettiler. Şaşırdım. Yani bir grubum falan olduğundan haberleri yoktu. Değerli ve yabancı jüri üyeleri olduğundan bahsettiler. Biz de daha önce yapmış olduğumuz 'Lover Care' isimli demomuzu yolladık. İngilizce bir parçaydı. Daha sonra ön elemede 10 grup ile birlikte finale kaldığımızı ilan ettiler. Sonra gittik, çaldık ve 3. olduk :)


Güzel bir maceraymış. :) Peki güzel demişken o tarihten bu yana PuncH adına neler oldu? İnternette 'güzel' isimli şarkınızı dinleyebiliyoruz mesela. Diğer besteler ne zaman?

2002'den beri çeşitli besteler ve demolar yaptık ancak her geçen yıl soundumuzun ve hislerimizin değiştiğini farkettik. Farklı soundlarda 20'ye yakın bestemiz vardı. 2007'de Jack Daniels Turnesi'ne katılmıştık ve 10 gün süren Türkiye turnesinde tonemaister olan Yunanlı George Gallas ile çok iyi bir arkadaşlık yakaladık. Turneden sonra George İzmir'e geldi ve Stüdyo Plus'da 5 gün süren bir kayıt olayına girdik. 11 parça kaydettik. Masterları ve mixler üzerine çalıştık. George'un İstanbul'a dönmesi gerekti. O sırada da Ömer askere gitti. Gelince devam ederiz dedik. Şu anda Ömer kayıtlara kendi stüdyosunda son halini vermekle uğraşıyor.


'Güzel' kayıt anlamında çok tatmin edici. George ile çalışmanızın ürünü mü? Yeni bir sound anlayışı mı oluştu kayıt esnasında? Geri vokaller Punch soundunun dışında mesela.

Şu an internette mevcut olan 'Güzel' kaydı Makine (vokalisti) Can Uzunallı'nın (okul) bitirme projesiydi. Yani o kayıtta bas gitar hariç tüm enstrümanları ve geri vokalleri Can yaptı. Master ve mix'i de o yaptı. Proje kaydı yani. Dolayısıyla sound ve geri vokaller daha sert. :)
İşte o kayıt --> http://www.youtube.com/watch?v=-xI3QoNcioo


Bütün bestelerinizden yayımladığınız ilk örnek olarak bakabilir miyiz? Yani diğer bestelerinizin de soundu böyle mi olacak?

O kadar sert olacağını sanmıyorum diğer kayıtların. Ancak aynı enerjiyi vereceğini biliyorum.


İzmir grupları yavaş yavaş albümlerini yayımlıyorlar. Anemi, Umut Kaya derken bu ay içerisinde de Makine'nin albümü gelmekte. Ne düşünüyorsunuz? İstanbul'da İzmir'in yolunu bu isimler açabilir mi sizce?

Çok geç bile kalındı bence. Ayrıca illa da İstanbul'un yolunun açılması gerekmiyor. İzmir'in de belli bir örgütlenme içine girmesi gerekiyor. Mesela biz 2000-2001 yılları arasında Ankara'ya taşınmıştık ve orda her mekanda çaldık. Haftanın 5 günü çalıyorduk. Oradaki gruplar da o yıllardan sonra bir gelişme kaydetti. Hep beraber hareket ettiler, birbirlerini desteklediler. Yani bir oluşum gerçekleştirdiler. Ancak İzmir bunu başaramadı, hala da başaramıyor. Pek çok değerli müzisyen İzmir'den İstanbul'a gidiyor ve çoğu da başka başka gruplarla çalıyor. Yani demek istediğim bir İzmir oluşumu şart.


İzmir grupları birbirlerine destek vermiyor diyebilir miyiz kısaca?

Demek istediğim o değil. İzmir'de hala bir cover çalma sevdası var. Çoğu gruptaki elemanlar zaten ayrıca başka başka gruplarda da çalıyor ama bunların hiçbiri ciddi bir proje boyutuna gelemiyor. Günü kurtaralım havası var. Ayrıca program yapılan mekanlar da daha çok cover çalınmasını destekliyor. Piyasa kaygısı çok fazla yani. Müzisyenlere kendi müziklerini yapma şansı verilmiyor.


Sektörü elinde tutan İstanbul'a bakışınız nedir? Genel anlamdaki müzik piyasasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Şu sıralar pek takip etmiyorum açıkçası. Yani bir şeyler oluyor ama tam da olması gereken değil. Yeni gruplara albümler yapılıyor, reklamlar yapılıyor ama konser yok, turne yok. Bir rock müzik enflasyonu var. Elbette içlerinde harika gruplar ve soundlar vardır ama dinleme, tanıma fırsatı bulamıyor çoğu insan.


Peki hislerinizin ve dolayısıyla soundunuzun dur dediği bir nokta olacak mı? PuncH'tan bir video veya bir albüm müjdesini ne zaman alabiliriz?

'Güzel' parçasına videoyu mayıs ayı içinde çekmeyi planlıyoruz Çeşme'de. Tamamen sıcak bir ortam ve arkadaşlarımızın yer alacağı bir video olacak. Albüm yerine de şimdilik 3-5 parçalık bir EP düşünüyoruz. O da sanırım sonbaharı bulur.


İzmir'in belki de en eğlenceli geceleri PuncH ve Makine'nin aynı gün sahnede olduğu gecelerdi diye düşünen çok insan var. Bu kimya uyumunun sebebi neydi? Şimdi durum nasıl?

Tamamen katılıyorum. Gerek duruş olarak gerekse arkadaşlık olarak çok iyi anlaştığımız bir ekip Makine. 2 grup aynı mekanda, aynı gece sevdiği işi yapıp da insanlarla bunu paylaşırsa elbette güzel bir atmosfer oluşuyor.


Sizi izlemek isteyenler nerelere gelmeli? İnternetten nasıl takip edebilirler?

Cuma geceleri 23,00-01,15 arası İzmir Bornova Dungeon Bar'da sahne alıyoruz. İnternette ise MySpace ve Facebook üzerinden paylaşımlarımız oluyor.


Yaz yaklaşıyor. İnanılmaz line-uplara sahip festivaller kapıda. PuncH bu festivaller hakkında ne düşünüyor?

İşin aslı festivallere biraz uzağız. Yani izleyici olarak bile pek katılamıyoruz. Ancak İzmir ve çevresinde gerçekleşmekte olan bazı festivaller için görüşmeler yapıyoruz.


Hangi festivallerde PuncH'ı izleyebileceğiz?

Henüz belli olan yok. Çoğu festivalin ismi değişiyor ya da yeni bir festival organizasyonundan bahsediliyor. Herşey belirginleşince daha detaylı olarak değerlendirmekten yanayız.


PuncH'ın müziğini tek cümle ile tanımlayın desek?

Cesur ve hisli müzik :)


Son olarak eklemek istedikleriniz?

Umarım herşey İzmir'deki müzik hayatı için daha yapıcı olur.


http://www.myspace.com/punchonline

http://www.facebook.com/group.php?gid=7763711390

2010/04/06

Burhan Kutbay: "rüyalarımın soundtracki"



Bir gün Facebook'ta bir video izledik. 'Sen Gece Ben Yağmur' diye bir şarkıyla tanıştık. Burhan Kutbay'dan bahsediyoruz. İzmir dışından başlayan müzik yolculuğunun neresinde olduğunu ve nereye gideceğini sorduk.

Röportaj: Serkan Uğur


Öncelikle bizi kırmadığın ve zaman ayırdığın için teşekkürler. Burhan Kutbay kimdir?

İnandığı müzik uğruna Antakya'dan İzmir'e gelerek, kendi yazdığı şarkılarını ve hislerini paylaşmak isteyen biri en basit haliyle.


Müziğini nerede görüyorsun? Yaptığın şey yapmak istediğin şey mi?

Müzik, Beethoven'ın dediği gibi "Tanrı'nın lisanı". Tek bir cümle etmeden dahi insanlara bu kadar hitap edebilecek başka bir şey yok dünyada. Şu an yaptığımla yapmak istediklerimi karşılaştırdığımda daha başlangıçtayım bile diyebiliriz. Benim amacım daha çok insanın duygularını paylaşıp, daha büyük işlerin peşinde koşmak. Özgün olduğumu düşünüyorum. Benim anlatacak, paylaşacak herkesten farklı birşeylerimin olması beni bu yolda ilerlemeye daha da teşvik ediyor doğrusu.


Bildiğimiz kadarıyla İzmir'de sahne çalışmaların oldu ancak videonu bir grupla değil de kendi isminle yayınladın. Neden?

Politik bi olay bu aslına bakarsan. Bar programlarındaki iş tamamen bir grup işi; beste işinde ise durum daha farklı. Bir de işin isim eskitme kısmı var. O yüzden bar programlarında kendi ismimi kullanmıyorum. Yoksa her ikisi de elbette grup işi.


Bestelerini nasıl oluşturuyorsun? Dinlediğimiz ve dinlemediğimiz kaç şarkı var ve yayınladıklarını nasıl dinleyebiliriz?

Bestelerimi bilerek ve isteyerek oluşturduğumu söyleyemem aslında. Kendine beste fabrikası diyen insanlardan değilim. Hislerle alakalı bir şey bestelerin oluşması. Tamamen zihnimin bana yaptığı oyunlar bunlar. Çeşitli yanılsamalarla, bilinçle bilinçsizlik arası bi konumdayken önce melodiler geliyor ve hissetiklerim şarkılara dönüşüyor. Daha yayınlamadığım ve asla yayınlamayı düşünmediğim çok sayıda şarkım var yılların biriktirdiği. Bazılarının sadece bende kalması hoş. Şu ana kadar yayınladığım iki şarkım var; biri video klibini Gökhan Palas ile beraber çektiğimiz 'Sen Gece Ben Yağmur' diğeri ise benim ilk şarkılarımdan biri olan 'Kimse Bilmez' Myspace ve Facebook sayfalarımdan dinlemek, izlemek mümkün.  


Video'yu albümün için bir haberci olarak tanılayabilir miyiz? Albüm ne zaman?

Video albüm için haberci sayılabilir ama hiçbir şey için acele etmek istemiyorum. Albümüm çıksın rehavetine kapılıp da ilk başta hayal ettiğim şeylerdeki kusursuzluğu kaybetmek istemem. Eğer bir albüm çıkacaksa, onu alıp da dinleyen insanın oradaki ter damlasını hissetmesini ve onun ne kadar değerli bir şey olduğunun farkında olmasını isterim. Bu yüzden o albüm zaman ayırıp dinleyecek insanlara da layık olmalı.


Peki grup oluşumları hakkında ne düşünüyorsun? Octave isimli bir grubun vardı sanırım, ne oldu? Şimdi ne yapıyorsun?

Octave elemanları şu an müzik hayatlarına farklı çalışmalarla devam ediyorlar. Ben ise şu an İzmir'de uzun yıllar müzik yapmış "Repertuar Köpekleri" olarak bilinen ekipten; Can Üçküçüker, Aytaç Çelender ve Halil Nalca ile birlikte FLASH grup adıyla sahne performanslarına devam ediyorum.


Müzik dışında nelerle uğraşırsın?

Müzik dışında pek bir şeyle uğraşmaya vakit kalmıyor aslında. Tüm gün şarkılarımı düzenliyorum, aranje ediyorum ve bu anlamda kendimi geliştirmek adına sürekli çalışıyorum. Bazen uyuyorum :)


En ilginç sahne deneyimin ne oldu? :)

Geçen seneydi sanıyorum Octave ile 23 nisanda özel bir kolejde konser vermek üzre yola çıktık. Ancak beklediğimiz lise öğrencileri yerine bizi ilköğretim okulunun anasınıfı karşıladı :) Repertuarımızın çoğunu değiştirip o küçük adamlarla hayatımızın en farklı ve en neşeli sahne deneyimini yaşadık ve gerçekten çok eğlendik. Asla unutamayacağımız en ilginç anım bu olsa gerek.


Kimleri dinlersin?

Muse, Lil Wayne, Porcupine Tree, Karnivool, Lily Allen, Gossip ve yeniden "Beatles" son zamanlarda dinlediklerim arasında..


Kimlerle aynı sahneyi paylaşmak isterdin?

Lily Allen (aynı anda) :)


İzmir dendiğinde müzik anlamında neler düşünüyorsun? Sektörü elinde bulunduran İstanbul'dan bakıldığında İzmir hala zayıf bir pozisyonda mı sence?

İstanbul'un en büyük gücü oradaki insan yığılmasıdır. Çünkü orada her tarzın bir barı doldurabilecek kadar alıcısı var. İzmir'in zayıf olduğunu düşünmüyorum. İzmir'in sanatçı altyapısı çok güçlü. Bu işlerin fabrikasının İstanbul'da olması çok bir şey ifade etmiyor aslında. İstanbul, işlerin yürüdüğü yer sonuç olarak ama müzikal anlamda İzmir çok daha rahat ve özgür; daha az kaygı daha çok müzik var.


İzmir bar gruplarının aynı şarkılarda takılması sence neden? Farklılıktan bahsedildiğinde çok az grup sayabiliyoruz.

İzmir'deki bar gruplarının kendi seçimleri olduğuna inanmıyorum ben bunun. Sıyrılabilen gruplar var elbette ama daha bir bara girer girmez ilk programdan sonra grupların yakasına yakışıp "bunu çal, bunu çal" diye liste veriyolar resmen. Direk o repertuardan başlayanlar da var elbette, fakat eğer bar işi yapıyorsanız işin sürekliliği gerekir. Hele bu işi para için yapıyorsanız pek fazla seçenek kalmıyor. "Her arz kendi talebini doğurur" da güzel bir söz tabi.


İzmirli bir grup olan Makine ve Umut Kaya sence sektörde İzmir'in yolunu açabilecek mi? Şu an en yakın onlar gözüküyor.

Ayrı ayrı bahsetmek gerekirse Umut Kaya kendime en yakın gördüğüm müzisyen arkadaşım, inandığı müzik uğruna gerçekten çok çalışan ve emeğinin karşılığını da yeni yeni almaya başlayan değerli bir müzisyen. Makine, İzmir'de az önce bahsettiğimiz repertuar anlamında da en aykırı işi yapan ve tamamen kendi istedikleri soundu piyasa kaygısı gütmeden ortaya koyan işin altyapısından gelen, İzmir'de nasıl dünya standardlarında müzik yapıldığını Türkiye'ye ve dünyaya gösterebilecek bir grup. Başarıları hepimizi gururlandırıyor ve bu işi başarmak konusunda inancımızı güçlendiriyor. Bu arada bahsetmeden geçemeyeceğim diğer bir konu da İzmir'de şu an piyasaya çıkmak üzere hazırlanan çok sağlam ekipler ve isimler var. Mesela Roket. Önümüzdeki yıllar neler gösterecek şimdiden kestirmek güç olsa da; İzmir, Türkiye'de dinlenen müziği, daha çok besleyecek gibi duruyor.


Yaz yaklaşıyor. İnanılmaz line-uplara sahip festivaller kapıda. Burhan Kutbay bu festivaller hakkında ne düşünüyor?

Son yıllarda bu kadar çok rock festivalinin olması çok güzel, büyük grupları eskiden sadece sağlam sponsorlu büyük organizasyonlarda izlemek mümkün olabiliyordu ve bunların çoğu sadece İstanbul'a geliyorlardı. Şimdi durumun değişmesi, bu festivallerin İzmir'de ve diğer şehirlerde gerçekleşmesi gerçekten sevindirici bir durum. Bu organizasyonların yapıldığı her şehirde o şehrin amatör gruplarının da sahne alma şansı bulmaları insanlara ulaşmak adına önemli. Mümkün olduğu kadar gidip takip etmeli. Aklımda Sonisphere :)


Peki seni nerde izleyebilir ve nette nerelerden takip edebiliriz?

Şu sıralar bar programlarına ara verdim fakat yazın gerçekleşecek organizasyonlarda sahne almayı düşünüyorum. Tarihler belirlendiğinde açıklama yapacağım. Facebook ve MySpace adreslerimden hatta twitter.com/burhankutbay'dan takip edebilirsiniz.


Burhan Kutbay müziğini tek cümle ile tanımla desek? (kaçmak yok :) )

Rüyalarımın soundtracki..


Son olarak eklemek istediklerin?

Sorular ve bu güzel sohbet için teşekkür ederim.


http://www.myspace.com/burhankutbay 

http://www.facebook.com/burhankutbay

http://www.twitter.com/burhankutbay

2010/04/04

Kurban'ın Yeni Albümü "Sahip" Müzik Marketlerde

Kurban 4. Stüdyo albümü “SAHİP”i 2010 Mart’ında yayınladı. Türkiye’de oyu her zaman biraz daha sert müzikten yana olan Kurban, “SAHİP”te de bu tavrını bir adım daha ileri götürüyor. 11 Şarkılık albümde yer alan şarkılar sırası ile “Hakim”, “İfrit”, “Güneş”, “Soykıran”, “Sahip”, “Yobaz-Bre Cahil”, “Son Emir”, “Das Motiv”, “Mesih” ve “Misafir”. Bonus olarak da “Ateş var mı?”… Kayıtları yaklaşık 7 ay süren SAHİP, gitar rifleri üzerine yoğrulmuş ve oluşturulmuş. Albümün “şarkı sözü departmanı” da, bu soundu destekler yönde. Maslak Deney Evi stüdyolarında başlayan ve Deniz Yılmaz’ın ev stüdyosunda mikslenen albüm, bir mastering efsanesi olan George Marino (Sterling Sound) tarafından son haline getirildi.

1995 yılında kurulan, 1997 yılından itibaren KURBAN adını kullanan grup, 1999 Mart ayında ilk albümleri “Kurban” ile müzik sektörüne hızlı bir giriş yaptılar. “Yalan” şarkısına çekilen kliple rock müziğin ilk popüler gruplarından biri oldular. Aynı yıl Metallica’nın İstanbul konserinde alt grup olarak başarılı bir konser verdiler. 2004 yılında “Sert” ve 2005 yılında “İnsanlar” albümlerini yayınladılar. Bu iki albüm ve konserlerindeki büyük enerji ile çok geniş bir hayran kitlesine ulaştılar.
2005 yılında Rockistanbul festivalinde Megadeth’in alt grubu olarak çıktıkları konser sonrasında dağılma kararı aldılar ve 31 Aralık 2006’ya kadar birleşmeleri için birçok kampanya düzenlendi. Bu tarihte tekrar bir araya geldiklerini açıkladılar ve Deniz Yılmaz’ın askere gitmesine kadar çok başarılı konserler verdiler. 2008 Mayıs ayında askerlik sonrası tekrar bir araya gelen KURBAN, konserlerle dinleyicileri ile hasret gidermiş ve yeni albüm çalışmasına yönelmiştir.
Mart 2010’da, tüm dünyanın gidişatını sert ve vurucu bir dille anlatan “SAHİP” adlı albüm ile raflarda yer alan grup, albüm sonrası verilecek konserler için de çok özel sürprizler hazırlıyor.

Deniz Yılmaz Vokal, Gitar
Özgür Kankaynar Gitar, Vokal
Kerem Tüzün Bas, Vokal
Burak Gürpınar Davul

www.kurban.com
www.myspace.com/kurban

Makine'den Güzel Haberler


MAKiNE - Teaser 2010

İzmirli endüstriyel rock grubu MAKiNE ilk albümü için hazır.

2006 yılında İzmir'de kurulan ve aynı yıl 11. Roxy Müzik Günleri'nde 'yaşam' ve 'sonu yok' isimli besteleriyle üçüncülük ve Yuxexes jüri özel ödüllerini kazanan grup 2007 yılında Dream Theater, OSI, Chroma Key gibi önemli projelerde yer alan Kevin Moore ile 5 şarkılık ön prodüksiyon aşamasını gerçekleştirdi. MAKiNE 2009 yılında albüm habercisi 'üzgün' isimli videolarıyla büyük beğeni toplarken aynı zamanda bu video ile MySpace Türkiye tarafından seçilen yılın en iyi 9 videosu arasında da kendine yer bulmayı başardı.

Titiz bir çalışma sürecinden sonra kendilerine ait 12 besteden oluşan ilk albümlerini 2010 yılının Nisan ayında Favela RECords & Fabrika Müzik etiketiyle dinleyicilerin beğenisine sunacak olan MAKiNE, albümün tanıtım konserini de Rock FM tanıtım ve Blue Jean ana sponsorluğunda 15 Nisan 2010 tarihinde İstanbul Bronx Pi Sahne'de gerçekleştirecek. Bu konserin davetiyelerini Blue Jean dergisinin Nisan 2010 sayısında bulabilirsiniz.

MAKiNE:
Can Uzunallı (vokal)
Ozan Ülke (synthesizer)
Ozan İnam (davul)
Çağdaş Akdoğan (bas)
Hakan Kireçkaya (gitar)

Şarkı İsimleri:
01. İlk Nefes
02. Yaşam
03. Biraz Zaman
04. Sonu Yok
05. Hayat Devam Eder
06. Oyun
07. Ve Sen
08. Ben Miydim
09. Hit
10. Günlerin Ardından
11. Üzgün
12. Son Nefes

Albüm Künyesi:
Sözler: Can Uzunallı
Besteler: MAKiNE
Prodüksiyon: MAKiNE
Ön Prodüksiyon: Kevin Moore
Kayıt: MAKiNE
Mix & Mastering: Ozan Ülke
Albüm Fotoğrafları: Bahadır Kuyucu
Grafik Tasarım & Artwork: Akif Akbayır & Ozan İnam

Performans Takvimi:
15 Nisan 2010 Bronx Pi Sahne (İstanbul) albüm tanıtım konseri
24 Nisan 2010 Resimli Bar (Bursa)
27 Nisan 2010 BarFly (Edirne)
28 Nisan 2010 Yuxexes Programı

http://www.makineband.com