izmir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
izmir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2010/11/07

Let It Flow: "karanlık hayatların başucu günlüğü"



Önce "The Momentary Touches To The Depths" ile dikkatimizi çektiler ama asıl saldırıyı "Meanings" ile yaptılar. Ruhumuz, hislerimiz allak bullak oldu. Kendimizi toparladığımızda fark ettik ki uzun süredir LIF cephesinden yeni bir saldırı olmamış. Biz de kendilerine ulaştık. Şimdiden kendinizi toparlamaya, hayata daha umutlu ve pozitif bakmaya başlayın, haberler bizim için kötü. Çünkü Let It Flow yeni albüm çalışmalarında ve bu röportaj da bir kez daha sarsılacağımızın ilk habercisi.

Röportaj: Serkan Uğur



Sizi dinlemeye yeni başlayacaklar için, Let It Flow kimdir? Ne yapar? Şarkılarında neleri anlatır? Grubun adı nereden gelmekte?

Let It Flow, hayatla haşır neşir oldukça dibimize çöken ağır tortuyu hafifletme çabasından doğan bir oluşumdur. Şu ana kadar, bilincimizin kuytularında yatanı, ifade edilmesi güç olanı, korkutan ve acı vereni, kısacası derinlerde kalmış bulanık çağrışımları anlatan iki albüm çalışması oldu. Ve bu çalışmalara başladığımızdan beri yaşadığımız şeylerin ya da yaşayamadığımız şeylerin mütevazi, içten, samimi bir yansımasıdır diyebiliriz Let It Flow için. Grubun adı ise, tüm bu derinlerde kalmış bulanık yolları yürürken, ürettiklerimizle hissettiklerimizin saflığına ve kalbine yol almamızdan gelmektedir diyebiliriz.


Let It Flow şu sıralar neler yapmakta? Uzun sessizliğin cızırtıları neler?

2008 çıkışlı "Meanings"den bu yana yaşamın rutin dertleriyle muhattap olmaktan sebeple uzayan bir aradan sonra yeni bir albüm projesini üzerinde çalışmaktayız. Yeni grup üyelerinin getirdiği enerjiyle birlikte pek hoş cızırtılar gelmekte bu uzun sessizliğin ardından. En kısa zamanda sessizliğimizi yeni bir albüm ile bozup sevenlerimiz ile yaşadıklarımızı ve hissettiklerimizi yeniden paylaşmayı planlıyoruz.


Çeşitli çevrelerce Katatonia, Anathema vb grupların müziklerine yakın bir müzik yaptığınız ve özgün bir grup olmadığınız söylenmekte. Bu sizi rahatsız ediyor mu?

İnsanların herhangi yeni bir şeyi, daha önceki tecrübeleriyle kıyaslaması, benzetmeye çalışması gayet doğal bir dürtüdür. Bu, algılamayı ve hazmetmeyi kolaylaştırır. Bizim de yaptğımız müzik ile birçok gruba benzetilmemiz bunun sonucudur diye düşünüyoruz. Sonuç olarak müziğimizdeki avrupa merkezli grupların ve sanatçıların etkisi yadsınamaz. Bu etkilenimden de rahatsızlık duymak bir yana, hoşnut durumdayız. Bizi rahatsız edense bu etkilenimin bir elin parmağını geçmeyecek sayıda gruba indirgenip, hakkımızda bizce olumsuz bir kanı oluşturuluyor olması. Pek çok farklı müzik tarzına ait pek çok isimden esinlenerek ortaya özgün birşeyler koyabildiğimize inanıyoruz. Kaldı ki her iki albümümüzde de üslup olarak birbirinden oldukça uzakta duran, yine de kendine has bir anlatım sayesinde bütünlük içinde dinlenilebilen parçalar mevcut. Sanırsak Let It Flow'un esas özgünlüğü burada yatıyor.


Grupta kadro değişiklikleri yaşandı ve Let It Flow'un sürekli yaşadığı bir süreç olarak bu durum karşımıza çıkmakta. Bu değişiklikler neden oldu ve artık son kadro bu diyebilir miyiz?

Bu değişikliklerin en büyük nedeni, ülkemizde yaptığımız müziğe yönelik profesyonel bir sektörün henüz oluşmamış olması. Bunun doğal sonucu olarak müzik yaşantısındaki çok önemli bir itici etkenden yoksun kalmaktayız ve bu da uzun soluklu grup ilişkilerini derinden etkiliyor. Yaşadığımız koşullarda hiçbir şey için kesin konuşmak ne yazık ki mümkün değil; fakat tüm bunlar iyimser olmadığımız anlamına gelmiyor. Hayatlarımızı yönlendiren makine bize yağlı kucağını açtıkça içimizdekileri kusup çıkarma isteğimiz de o denli büyüyor, ki bu da endişe verici olduğu kadar tetikleyici de bizim açımızdan. Bütün bunlar ve daha sayamadığımız bir çok ayrıntı da işin içinde olunca, son kadro ya da herhangi bir kadro değil bizim için önemli olan, Let It Flow ruhunun ne kadar yaşadığı ve gücümüzün, ruhumuzun elverdiği kadar sürerliği denilebilir. Şu anki kadro uyum ve yeterlilik açısından gayet iyi durumda. Sadece müzik olmamak üzere, aramızdaki dostluk, saygı ve güven duygusu bizi bir aile yapıyor. Ve eğer çok ekstrem durumlar oluşmazsa bunun (Özgün Akay, Aykan Özmen, Can Güneş Danacı, Can Uzer) son kadro olduğunu söyleyebiliriz.


2008'e dönelim. "Meanings"in raflarda yerini almasını beklerken internetten paylaşıma açıldığını gördük (halen de albüm Hammer'ın online mağazasında yer almıyor) . Bu konu hakkında açıklamanızı yapmıştınız ancak sonrasında neler oldu? Mesela yeni bir albüm için yeni bir şirket var mı?

Evet bu konu hakkında açıklamamızı Let It Flow severleri ile paylaşmıştık. Onların tepkileri, destekleri ve gösterdikleri sevgi bizleri inanılmaz bir şekilde motive ve mutlu etti. Bu yolda sarfettiğimiz tüm emeklerin karşılığında aldığımız bütün reaksiyonlar gücümüze güç katıyor. Hepsine tekrar teşekkürlerimizi sunuyoruz.
"Meanings"in sonrasında Hammer Müzik ile olan sözleşmemizi karşılıklı olarak bitirdik. Şu sıralar ise yeni albüm için henüz belirlenmiş bir isim yok, tabii ki bu yöndeki arayışlarımız sürüyor.


İlk iki albümdeki süreci düşünürsek, yeni şarkılarda da bir öncekilerden farklı şeyler olacak mı? Tarzda değişim, Türkçe şarkı veya bir düet?


Değişim olmak zorunda, çünkü biz değişiyoruz, gelişiyoruz. Müziğimizi her bir adımımızda ileri taşımaya çalışıyoruz. Bu değişim kimilerine can sıkıcı, kimilerineyse ilham verici gelebilir. Bizim içinse bu gelişim demek. Yeni çalışmamız hakkında bazı somut tüyolar vermek gerekirse, bu sefer Let It Flow dinleyicilerini daha yalın ve doğrudan bir anlatım bekliyor. Daha heyecan verici olan gelişme ise Türkçe'nin repertuarımıza girmesi olacak. Bunların dışında önceki albümlerimizde de olduğu gibi Let It Flow'un karanlık ve melankolik tınılarını bolca duyacaksınız.


Düet demişken, kimlerle çalışmayı isterdiniz? Yerli - yabancı?

Sanırım bu soruya tüm grup üyeleri farklı ve yüzlerce cevap verebilir. Fakat hepimizin aklına gelen ilk isimler herhalde şöyle olurdu; David Gilmour, Mikael Akerfeldt, Ane Brun, Eva Cassidy, Yasemin Mori, Nazan Öncel, Myles Richard Kennedy, Greg Lake, Jonas Renkse, Stein Roger Sordal.. Bu listeyi herhalde bitiremeyiz.


"Meanings"in tanıtım konseri sadece İzmir'de yapıldı ancak konserin tanıtımında bir sorun var mıydı? Çünkü birçok kişi bu konseri sonradan öğrendi ve internette görüğümüz fotoğraflar bize fikir verdi. Konser sizin için nasıldı? üzerinde uzun süre geçti ama yine de sormalıyım, konsere dair videolar yayımlanacak mı?

Aslına bakarsanız konserin tanıtımı hem internet üzerinden hem de İzmir sokaklarında görsel afişlerle desteklendi. Tanıtımda bir sorun olduğunu sanmıyorum. Sanırım seçilen zaman insanların yoğun bir zamanına denk geldi. Konser ise her zamanki gibi inanılmaz ve nefes kesiciydi. Seyircinin sıcaklığı, samiyeti, şarkılara eşlik edişi tek kelime ile harikaydı. Çok güzel ve keyifli bir gün geçirdiğimizi söyleyebilirim.


İzmirli olmanın artı ve eksileri neler?

Bu ne açıdan sorduğunuza göre değişir elbette. Fakat dışardan bakan birisi için şunu söyleyebilirim, İzmirli olmak bir artıdır öncelikle. Çünkü simite gevrek, çamaşır suyuna klorak, mısıra darı, çekirdeğe çiğdem diyebilirsiniz :) Şaka bir yana, İzmir gerçekten bir müzisyen için harika bir yer. Şehrin enerjisi, dinginliği, görselliği, yalınlığı ve özgürlüğü insanın iç benliği ile düşünceleri, hissettikleri arasında mükemmel bir köprü kuruyor. Bu da hayal gücünüzdeki kapıları ardına kadar açmakta size yardımcı oluyor. Bu bağlamda bir çok artı yanı olduğunu düşünüyorum İzmir'in. Bunun yanında İzmir' in diğer büyük şehirler yanında müzik piyasası olarak fazla tanınmamış olması, müziğimizin insanlara ulaşamamasına yol açıyor olabilir. Hatta profesyonel olarak bu işin içinde olan gruplar, müzisyenler ve organizatörler olsun bir çoğunun hala Let It Flow' u hiç duymamış ve dinlememiş olduklarını görüp, üzülüyoruz. Ancak grupla bir şekilde tanışanların da İzmir' den bu tarz bir iş çıkmasına şaşırdıklarını görüyoruz.


Sektörü elinde tutan İstanbul'a bakışınız nedir? Genel anlamdaki müzik piyasası için düşünceleriniz neler?

İstanbul bir çok yönüyle diğer şehirlere göre daha çok olanak sağlıyor. Haliyle müzik sektörünün büyük bir bölümünün orada olması kaçınılmaz. Günümüzde grupların da isimlerini duyurmak için İstanbul'da kendilerini duyurmaları gerektiği kanısı hakim. Hatta bunun için İstanbul'a taşınanlar bile var. Tabii ki bu bir avantaj, ancak riskler de taşıyor. Biz de elimizden geldiğince buradan sesimizi duyurmaya çalışıyoruz. Bu arada Ankara' yı da atlamamak lazım. Çünkü gerçekten son zamanlarda gerek dinleyicisi, organizasyonları ve dinleyicisiyle olsun çok iyi bir çıkış yaptığını düşünüyoruz. Bizim için her şehir değerli ve hepsinin de kendine has özellikleriyle yoğrulmuş bir anlayışı ve saygı duyulması gereken müzisyenleri ve müzikseverleri var. Umarız daha çok konser ve organizasyonda yer alarak hem bizleri dinleyen ve destekleyen hem de bizi henüz duymamış insanlara ulaşabiliriz. Bu süre içinde biz sevdiğimiz işi yapmaya devam edeceğiz.


Let It Flow neler dinler? Sevdiği Türk grubu var mıdır, kimler?

Saymakla bitmez herhalde ama resmi sitemizde bu soruya dair cevapları bulabilirsiniz.


Peki "biz Let It Flow'un konserine gitmek istiyoruz, nerede bu konser" diyenlere nasıl bir cevap verebiliriz?

Bize ulaşan ve anlaşma sağlayabildiğimiz her organizasyonda yer almaya çalışıyoruz. Ama şu sıralar hem 3. albüm çalışması hem de organizasyonların çok sık olamaması sebebiyle yakın zamanda herhangi bir konser görünmüyor. Gelişmeler ve etkinlik tarihlerimize resmi sitemiz ve MySpace adresimizden rahatlıkla ulaşabilirsiniz.


Let It Flow'un müziğini tek cümle ile tanımlayın desek?

Karanlık hayatların başucu günlüğü.


Son olarak eklemek istedikleriniz?

Let It Flow ailesi olarak sevenlerimize sevgi ve saygılarımızı gönderiyoruz. Röportaj için teşekkürler. Bir kulağanız bizde olsun.




2010/04/11

PuncH: "cesur ve hisli müzik"


Yine İzmir'deyiz. Kurulduğu ilk günden beri yapmak istediği müziği yapan, bundan taviz vermeyen İzmir'in en köklü gruplarından PuncH'ın vokalisti Burak Çakaloz karşımızdaydı. Onu sorularımızla biraz sıkıştırdık.

Röportaj: Serkan Uğur


"PuncH ne zaman kuruldu" gibi sıkıcı sorularla başlamak istemiyorum. Yine de sizinle yeni tanışacaklar için başlangıçtan bu yana PuncH'ın evrelerinden bahsedebilir misiniz?

1997'de ben, (eski) davulcumuz Soner Süelkar ve 3 arkadaşımız daha KUNDUZ grubunu kurduk ve 1998'de İzmir Alsancak'ta ve üniversite konserlerinde çaldık. 1999'da da PuncH'ı oluşturduk. Gitarda Ömer Kapancıoğulları ve bas gitarda Dağhan Teoman bize katıldı. Aynı kadro ile bugünlere kadar geldik. Tabi arada bazı arkadaşlar da yokluklarımızı doldurdu.


Grupta kadro değişiklikleri yaşandı sanırım?

Sadece zorunlu durumlarda. Mesela 2002-2003 arası ben askerde olduğum için arkadaşımız Evren Uysal (Foma) bir süreliğine yerimi almıştı. Ömer askerdeyken de
(gitarist olarak) Emre Yıldırım ile çalıştık. Son olarak davulcumuz Soner askerden geldikten sonra İstanbul'a yerleşti ve eski arkadaşlarımızdan Göksu Aydınhan (Jack Daniels) (davulcu olarak) bize katıldı.


İzmir'in en köklü gruplarından birisiniz. Eski çaldıklarınızla yeni çaldıklarınız arasında tarz farkı gözümüze çarptı. Bunun sebebi nedir?

PuncH'ı kurduğumuz günden beri sevdiğimiz ve ilgi duyduğumuz ekollerin örneklerini çalmaya özen gösterdik. Son 3-4 yıldır da ilgimizi çeken farklı tarzları dinlememiz ve beğenmemiz sound ve repertuar olarak tabi ki PuncH'ı da etkiledi.


"2007 Jack Daniels Rock Music Yarışması"nda 3. lük ödülü almıştınız. Bundan biraz bahseder misiniz?

Tamamen şans eseri katıldığımız bir yarışmaydı. :) 2005 Rock'n Coke'ta Jack Daniels promosyon ofisinde takılırken herkesden e-mail falan alıyolardı. Ben de e-mailimi vermiştim :) Sonbaharda da bana telefon ettiler ve yarışmadan bahsettiler. Şaşırdım. Yani bir grubum falan olduğundan haberleri yoktu. Değerli ve yabancı jüri üyeleri olduğundan bahsettiler. Biz de daha önce yapmış olduğumuz 'Lover Care' isimli demomuzu yolladık. İngilizce bir parçaydı. Daha sonra ön elemede 10 grup ile birlikte finale kaldığımızı ilan ettiler. Sonra gittik, çaldık ve 3. olduk :)


Güzel bir maceraymış. :) Peki güzel demişken o tarihten bu yana PuncH adına neler oldu? İnternette 'güzel' isimli şarkınızı dinleyebiliyoruz mesela. Diğer besteler ne zaman?

2002'den beri çeşitli besteler ve demolar yaptık ancak her geçen yıl soundumuzun ve hislerimizin değiştiğini farkettik. Farklı soundlarda 20'ye yakın bestemiz vardı. 2007'de Jack Daniels Turnesi'ne katılmıştık ve 10 gün süren Türkiye turnesinde tonemaister olan Yunanlı George Gallas ile çok iyi bir arkadaşlık yakaladık. Turneden sonra George İzmir'e geldi ve Stüdyo Plus'da 5 gün süren bir kayıt olayına girdik. 11 parça kaydettik. Masterları ve mixler üzerine çalıştık. George'un İstanbul'a dönmesi gerekti. O sırada da Ömer askere gitti. Gelince devam ederiz dedik. Şu anda Ömer kayıtlara kendi stüdyosunda son halini vermekle uğraşıyor.


'Güzel' kayıt anlamında çok tatmin edici. George ile çalışmanızın ürünü mü? Yeni bir sound anlayışı mı oluştu kayıt esnasında? Geri vokaller Punch soundunun dışında mesela.

Şu an internette mevcut olan 'Güzel' kaydı Makine (vokalisti) Can Uzunallı'nın (okul) bitirme projesiydi. Yani o kayıtta bas gitar hariç tüm enstrümanları ve geri vokalleri Can yaptı. Master ve mix'i de o yaptı. Proje kaydı yani. Dolayısıyla sound ve geri vokaller daha sert. :)
İşte o kayıt --> http://www.youtube.com/watch?v=-xI3QoNcioo


Bütün bestelerinizden yayımladığınız ilk örnek olarak bakabilir miyiz? Yani diğer bestelerinizin de soundu böyle mi olacak?

O kadar sert olacağını sanmıyorum diğer kayıtların. Ancak aynı enerjiyi vereceğini biliyorum.


İzmir grupları yavaş yavaş albümlerini yayımlıyorlar. Anemi, Umut Kaya derken bu ay içerisinde de Makine'nin albümü gelmekte. Ne düşünüyorsunuz? İstanbul'da İzmir'in yolunu bu isimler açabilir mi sizce?

Çok geç bile kalındı bence. Ayrıca illa da İstanbul'un yolunun açılması gerekmiyor. İzmir'in de belli bir örgütlenme içine girmesi gerekiyor. Mesela biz 2000-2001 yılları arasında Ankara'ya taşınmıştık ve orda her mekanda çaldık. Haftanın 5 günü çalıyorduk. Oradaki gruplar da o yıllardan sonra bir gelişme kaydetti. Hep beraber hareket ettiler, birbirlerini desteklediler. Yani bir oluşum gerçekleştirdiler. Ancak İzmir bunu başaramadı, hala da başaramıyor. Pek çok değerli müzisyen İzmir'den İstanbul'a gidiyor ve çoğu da başka başka gruplarla çalıyor. Yani demek istediğim bir İzmir oluşumu şart.


İzmir grupları birbirlerine destek vermiyor diyebilir miyiz kısaca?

Demek istediğim o değil. İzmir'de hala bir cover çalma sevdası var. Çoğu gruptaki elemanlar zaten ayrıca başka başka gruplarda da çalıyor ama bunların hiçbiri ciddi bir proje boyutuna gelemiyor. Günü kurtaralım havası var. Ayrıca program yapılan mekanlar da daha çok cover çalınmasını destekliyor. Piyasa kaygısı çok fazla yani. Müzisyenlere kendi müziklerini yapma şansı verilmiyor.


Sektörü elinde tutan İstanbul'a bakışınız nedir? Genel anlamdaki müzik piyasasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Şu sıralar pek takip etmiyorum açıkçası. Yani bir şeyler oluyor ama tam da olması gereken değil. Yeni gruplara albümler yapılıyor, reklamlar yapılıyor ama konser yok, turne yok. Bir rock müzik enflasyonu var. Elbette içlerinde harika gruplar ve soundlar vardır ama dinleme, tanıma fırsatı bulamıyor çoğu insan.


Peki hislerinizin ve dolayısıyla soundunuzun dur dediği bir nokta olacak mı? PuncH'tan bir video veya bir albüm müjdesini ne zaman alabiliriz?

'Güzel' parçasına videoyu mayıs ayı içinde çekmeyi planlıyoruz Çeşme'de. Tamamen sıcak bir ortam ve arkadaşlarımızın yer alacağı bir video olacak. Albüm yerine de şimdilik 3-5 parçalık bir EP düşünüyoruz. O da sanırım sonbaharı bulur.


İzmir'in belki de en eğlenceli geceleri PuncH ve Makine'nin aynı gün sahnede olduğu gecelerdi diye düşünen çok insan var. Bu kimya uyumunun sebebi neydi? Şimdi durum nasıl?

Tamamen katılıyorum. Gerek duruş olarak gerekse arkadaşlık olarak çok iyi anlaştığımız bir ekip Makine. 2 grup aynı mekanda, aynı gece sevdiği işi yapıp da insanlarla bunu paylaşırsa elbette güzel bir atmosfer oluşuyor.


Sizi izlemek isteyenler nerelere gelmeli? İnternetten nasıl takip edebilirler?

Cuma geceleri 23,00-01,15 arası İzmir Bornova Dungeon Bar'da sahne alıyoruz. İnternette ise MySpace ve Facebook üzerinden paylaşımlarımız oluyor.


Yaz yaklaşıyor. İnanılmaz line-uplara sahip festivaller kapıda. PuncH bu festivaller hakkında ne düşünüyor?

İşin aslı festivallere biraz uzağız. Yani izleyici olarak bile pek katılamıyoruz. Ancak İzmir ve çevresinde gerçekleşmekte olan bazı festivaller için görüşmeler yapıyoruz.


Hangi festivallerde PuncH'ı izleyebileceğiz?

Henüz belli olan yok. Çoğu festivalin ismi değişiyor ya da yeni bir festival organizasyonundan bahsediliyor. Herşey belirginleşince daha detaylı olarak değerlendirmekten yanayız.


PuncH'ın müziğini tek cümle ile tanımlayın desek?

Cesur ve hisli müzik :)


Son olarak eklemek istedikleriniz?

Umarım herşey İzmir'deki müzik hayatı için daha yapıcı olur.


http://www.myspace.com/punchonline

http://www.facebook.com/group.php?gid=7763711390

2010/04/04

Makine'den Güzel Haberler


MAKiNE - Teaser 2010

İzmirli endüstriyel rock grubu MAKiNE ilk albümü için hazır.

2006 yılında İzmir'de kurulan ve aynı yıl 11. Roxy Müzik Günleri'nde 'yaşam' ve 'sonu yok' isimli besteleriyle üçüncülük ve Yuxexes jüri özel ödüllerini kazanan grup 2007 yılında Dream Theater, OSI, Chroma Key gibi önemli projelerde yer alan Kevin Moore ile 5 şarkılık ön prodüksiyon aşamasını gerçekleştirdi. MAKiNE 2009 yılında albüm habercisi 'üzgün' isimli videolarıyla büyük beğeni toplarken aynı zamanda bu video ile MySpace Türkiye tarafından seçilen yılın en iyi 9 videosu arasında da kendine yer bulmayı başardı.

Titiz bir çalışma sürecinden sonra kendilerine ait 12 besteden oluşan ilk albümlerini 2010 yılının Nisan ayında Favela RECords & Fabrika Müzik etiketiyle dinleyicilerin beğenisine sunacak olan MAKiNE, albümün tanıtım konserini de Rock FM tanıtım ve Blue Jean ana sponsorluğunda 15 Nisan 2010 tarihinde İstanbul Bronx Pi Sahne'de gerçekleştirecek. Bu konserin davetiyelerini Blue Jean dergisinin Nisan 2010 sayısında bulabilirsiniz.

MAKiNE:
Can Uzunallı (vokal)
Ozan Ülke (synthesizer)
Ozan İnam (davul)
Çağdaş Akdoğan (bas)
Hakan Kireçkaya (gitar)

Şarkı İsimleri:
01. İlk Nefes
02. Yaşam
03. Biraz Zaman
04. Sonu Yok
05. Hayat Devam Eder
06. Oyun
07. Ve Sen
08. Ben Miydim
09. Hit
10. Günlerin Ardından
11. Üzgün
12. Son Nefes

Albüm Künyesi:
Sözler: Can Uzunallı
Besteler: MAKiNE
Prodüksiyon: MAKiNE
Ön Prodüksiyon: Kevin Moore
Kayıt: MAKiNE
Mix & Mastering: Ozan Ülke
Albüm Fotoğrafları: Bahadır Kuyucu
Grafik Tasarım & Artwork: Akif Akbayır & Ozan İnam

Performans Takvimi:
15 Nisan 2010 Bronx Pi Sahne (İstanbul) albüm tanıtım konseri
24 Nisan 2010 Resimli Bar (Bursa)
27 Nisan 2010 BarFly (Edirne)
28 Nisan 2010 Yuxexes Programı

http://www.makineband.com