2010/11/07

Let It Flow: "karanlık hayatların başucu günlüğü"



Önce "The Momentary Touches To The Depths" ile dikkatimizi çektiler ama asıl saldırıyı "Meanings" ile yaptılar. Ruhumuz, hislerimiz allak bullak oldu. Kendimizi toparladığımızda fark ettik ki uzun süredir LIF cephesinden yeni bir saldırı olmamış. Biz de kendilerine ulaştık. Şimdiden kendinizi toparlamaya, hayata daha umutlu ve pozitif bakmaya başlayın, haberler bizim için kötü. Çünkü Let It Flow yeni albüm çalışmalarında ve bu röportaj da bir kez daha sarsılacağımızın ilk habercisi.

Röportaj: Serkan Uğur



Sizi dinlemeye yeni başlayacaklar için, Let It Flow kimdir? Ne yapar? Şarkılarında neleri anlatır? Grubun adı nereden gelmekte?

Let It Flow, hayatla haşır neşir oldukça dibimize çöken ağır tortuyu hafifletme çabasından doğan bir oluşumdur. Şu ana kadar, bilincimizin kuytularında yatanı, ifade edilmesi güç olanı, korkutan ve acı vereni, kısacası derinlerde kalmış bulanık çağrışımları anlatan iki albüm çalışması oldu. Ve bu çalışmalara başladığımızdan beri yaşadığımız şeylerin ya da yaşayamadığımız şeylerin mütevazi, içten, samimi bir yansımasıdır diyebiliriz Let It Flow için. Grubun adı ise, tüm bu derinlerde kalmış bulanık yolları yürürken, ürettiklerimizle hissettiklerimizin saflığına ve kalbine yol almamızdan gelmektedir diyebiliriz.


Let It Flow şu sıralar neler yapmakta? Uzun sessizliğin cızırtıları neler?

2008 çıkışlı "Meanings"den bu yana yaşamın rutin dertleriyle muhattap olmaktan sebeple uzayan bir aradan sonra yeni bir albüm projesini üzerinde çalışmaktayız. Yeni grup üyelerinin getirdiği enerjiyle birlikte pek hoş cızırtılar gelmekte bu uzun sessizliğin ardından. En kısa zamanda sessizliğimizi yeni bir albüm ile bozup sevenlerimiz ile yaşadıklarımızı ve hissettiklerimizi yeniden paylaşmayı planlıyoruz.


Çeşitli çevrelerce Katatonia, Anathema vb grupların müziklerine yakın bir müzik yaptığınız ve özgün bir grup olmadığınız söylenmekte. Bu sizi rahatsız ediyor mu?

İnsanların herhangi yeni bir şeyi, daha önceki tecrübeleriyle kıyaslaması, benzetmeye çalışması gayet doğal bir dürtüdür. Bu, algılamayı ve hazmetmeyi kolaylaştırır. Bizim de yaptğımız müzik ile birçok gruba benzetilmemiz bunun sonucudur diye düşünüyoruz. Sonuç olarak müziğimizdeki avrupa merkezli grupların ve sanatçıların etkisi yadsınamaz. Bu etkilenimden de rahatsızlık duymak bir yana, hoşnut durumdayız. Bizi rahatsız edense bu etkilenimin bir elin parmağını geçmeyecek sayıda gruba indirgenip, hakkımızda bizce olumsuz bir kanı oluşturuluyor olması. Pek çok farklı müzik tarzına ait pek çok isimden esinlenerek ortaya özgün birşeyler koyabildiğimize inanıyoruz. Kaldı ki her iki albümümüzde de üslup olarak birbirinden oldukça uzakta duran, yine de kendine has bir anlatım sayesinde bütünlük içinde dinlenilebilen parçalar mevcut. Sanırsak Let It Flow'un esas özgünlüğü burada yatıyor.


Grupta kadro değişiklikleri yaşandı ve Let It Flow'un sürekli yaşadığı bir süreç olarak bu durum karşımıza çıkmakta. Bu değişiklikler neden oldu ve artık son kadro bu diyebilir miyiz?

Bu değişikliklerin en büyük nedeni, ülkemizde yaptığımız müziğe yönelik profesyonel bir sektörün henüz oluşmamış olması. Bunun doğal sonucu olarak müzik yaşantısındaki çok önemli bir itici etkenden yoksun kalmaktayız ve bu da uzun soluklu grup ilişkilerini derinden etkiliyor. Yaşadığımız koşullarda hiçbir şey için kesin konuşmak ne yazık ki mümkün değil; fakat tüm bunlar iyimser olmadığımız anlamına gelmiyor. Hayatlarımızı yönlendiren makine bize yağlı kucağını açtıkça içimizdekileri kusup çıkarma isteğimiz de o denli büyüyor, ki bu da endişe verici olduğu kadar tetikleyici de bizim açımızdan. Bütün bunlar ve daha sayamadığımız bir çok ayrıntı da işin içinde olunca, son kadro ya da herhangi bir kadro değil bizim için önemli olan, Let It Flow ruhunun ne kadar yaşadığı ve gücümüzün, ruhumuzun elverdiği kadar sürerliği denilebilir. Şu anki kadro uyum ve yeterlilik açısından gayet iyi durumda. Sadece müzik olmamak üzere, aramızdaki dostluk, saygı ve güven duygusu bizi bir aile yapıyor. Ve eğer çok ekstrem durumlar oluşmazsa bunun (Özgün Akay, Aykan Özmen, Can Güneş Danacı, Can Uzer) son kadro olduğunu söyleyebiliriz.


2008'e dönelim. "Meanings"in raflarda yerini almasını beklerken internetten paylaşıma açıldığını gördük (halen de albüm Hammer'ın online mağazasında yer almıyor) . Bu konu hakkında açıklamanızı yapmıştınız ancak sonrasında neler oldu? Mesela yeni bir albüm için yeni bir şirket var mı?

Evet bu konu hakkında açıklamamızı Let It Flow severleri ile paylaşmıştık. Onların tepkileri, destekleri ve gösterdikleri sevgi bizleri inanılmaz bir şekilde motive ve mutlu etti. Bu yolda sarfettiğimiz tüm emeklerin karşılığında aldığımız bütün reaksiyonlar gücümüze güç katıyor. Hepsine tekrar teşekkürlerimizi sunuyoruz.
"Meanings"in sonrasında Hammer Müzik ile olan sözleşmemizi karşılıklı olarak bitirdik. Şu sıralar ise yeni albüm için henüz belirlenmiş bir isim yok, tabii ki bu yöndeki arayışlarımız sürüyor.


İlk iki albümdeki süreci düşünürsek, yeni şarkılarda da bir öncekilerden farklı şeyler olacak mı? Tarzda değişim, Türkçe şarkı veya bir düet?


Değişim olmak zorunda, çünkü biz değişiyoruz, gelişiyoruz. Müziğimizi her bir adımımızda ileri taşımaya çalışıyoruz. Bu değişim kimilerine can sıkıcı, kimilerineyse ilham verici gelebilir. Bizim içinse bu gelişim demek. Yeni çalışmamız hakkında bazı somut tüyolar vermek gerekirse, bu sefer Let It Flow dinleyicilerini daha yalın ve doğrudan bir anlatım bekliyor. Daha heyecan verici olan gelişme ise Türkçe'nin repertuarımıza girmesi olacak. Bunların dışında önceki albümlerimizde de olduğu gibi Let It Flow'un karanlık ve melankolik tınılarını bolca duyacaksınız.


Düet demişken, kimlerle çalışmayı isterdiniz? Yerli - yabancı?

Sanırım bu soruya tüm grup üyeleri farklı ve yüzlerce cevap verebilir. Fakat hepimizin aklına gelen ilk isimler herhalde şöyle olurdu; David Gilmour, Mikael Akerfeldt, Ane Brun, Eva Cassidy, Yasemin Mori, Nazan Öncel, Myles Richard Kennedy, Greg Lake, Jonas Renkse, Stein Roger Sordal.. Bu listeyi herhalde bitiremeyiz.


"Meanings"in tanıtım konseri sadece İzmir'de yapıldı ancak konserin tanıtımında bir sorun var mıydı? Çünkü birçok kişi bu konseri sonradan öğrendi ve internette görüğümüz fotoğraflar bize fikir verdi. Konser sizin için nasıldı? üzerinde uzun süre geçti ama yine de sormalıyım, konsere dair videolar yayımlanacak mı?

Aslına bakarsanız konserin tanıtımı hem internet üzerinden hem de İzmir sokaklarında görsel afişlerle desteklendi. Tanıtımda bir sorun olduğunu sanmıyorum. Sanırım seçilen zaman insanların yoğun bir zamanına denk geldi. Konser ise her zamanki gibi inanılmaz ve nefes kesiciydi. Seyircinin sıcaklığı, samiyeti, şarkılara eşlik edişi tek kelime ile harikaydı. Çok güzel ve keyifli bir gün geçirdiğimizi söyleyebilirim.


İzmirli olmanın artı ve eksileri neler?

Bu ne açıdan sorduğunuza göre değişir elbette. Fakat dışardan bakan birisi için şunu söyleyebilirim, İzmirli olmak bir artıdır öncelikle. Çünkü simite gevrek, çamaşır suyuna klorak, mısıra darı, çekirdeğe çiğdem diyebilirsiniz :) Şaka bir yana, İzmir gerçekten bir müzisyen için harika bir yer. Şehrin enerjisi, dinginliği, görselliği, yalınlığı ve özgürlüğü insanın iç benliği ile düşünceleri, hissettikleri arasında mükemmel bir köprü kuruyor. Bu da hayal gücünüzdeki kapıları ardına kadar açmakta size yardımcı oluyor. Bu bağlamda bir çok artı yanı olduğunu düşünüyorum İzmir'in. Bunun yanında İzmir' in diğer büyük şehirler yanında müzik piyasası olarak fazla tanınmamış olması, müziğimizin insanlara ulaşamamasına yol açıyor olabilir. Hatta profesyonel olarak bu işin içinde olan gruplar, müzisyenler ve organizatörler olsun bir çoğunun hala Let It Flow' u hiç duymamış ve dinlememiş olduklarını görüp, üzülüyoruz. Ancak grupla bir şekilde tanışanların da İzmir' den bu tarz bir iş çıkmasına şaşırdıklarını görüyoruz.


Sektörü elinde tutan İstanbul'a bakışınız nedir? Genel anlamdaki müzik piyasası için düşünceleriniz neler?

İstanbul bir çok yönüyle diğer şehirlere göre daha çok olanak sağlıyor. Haliyle müzik sektörünün büyük bir bölümünün orada olması kaçınılmaz. Günümüzde grupların da isimlerini duyurmak için İstanbul'da kendilerini duyurmaları gerektiği kanısı hakim. Hatta bunun için İstanbul'a taşınanlar bile var. Tabii ki bu bir avantaj, ancak riskler de taşıyor. Biz de elimizden geldiğince buradan sesimizi duyurmaya çalışıyoruz. Bu arada Ankara' yı da atlamamak lazım. Çünkü gerçekten son zamanlarda gerek dinleyicisi, organizasyonları ve dinleyicisiyle olsun çok iyi bir çıkış yaptığını düşünüyoruz. Bizim için her şehir değerli ve hepsinin de kendine has özellikleriyle yoğrulmuş bir anlayışı ve saygı duyulması gereken müzisyenleri ve müzikseverleri var. Umarız daha çok konser ve organizasyonda yer alarak hem bizleri dinleyen ve destekleyen hem de bizi henüz duymamış insanlara ulaşabiliriz. Bu süre içinde biz sevdiğimiz işi yapmaya devam edeceğiz.


Let It Flow neler dinler? Sevdiği Türk grubu var mıdır, kimler?

Saymakla bitmez herhalde ama resmi sitemizde bu soruya dair cevapları bulabilirsiniz.


Peki "biz Let It Flow'un konserine gitmek istiyoruz, nerede bu konser" diyenlere nasıl bir cevap verebiliriz?

Bize ulaşan ve anlaşma sağlayabildiğimiz her organizasyonda yer almaya çalışıyoruz. Ama şu sıralar hem 3. albüm çalışması hem de organizasyonların çok sık olamaması sebebiyle yakın zamanda herhangi bir konser görünmüyor. Gelişmeler ve etkinlik tarihlerimize resmi sitemiz ve MySpace adresimizden rahatlıkla ulaşabilirsiniz.


Let It Flow'un müziğini tek cümle ile tanımlayın desek?

Karanlık hayatların başucu günlüğü.


Son olarak eklemek istedikleriniz?

Let It Flow ailesi olarak sevenlerimize sevgi ve saygılarımızı gönderiyoruz. Röportaj için teşekkürler. Bir kulağanız bizde olsun.